reklam

3 Ağustos 2017 Perşembe

Bronşit Hikayesi

Burada 40 günlük Güneş. O küçücük bedeniyle çok ağır bi bronşit geçirmişti. Anne-baba hasta olunca bebeğe bulaştırmama gibi bir ihtimal söz konusu olamıyor sanırım. Hastalandığını çok geç farketmişiz, e 40 ı çıkmamış, günün çoğunda uyuyor. Ilk kez bir yenidoğan ile karşı karşıyayız, çoook acemiyiz. Anlamadık, farkedemedik. Bi akşam öksürük başladı. Öyle ki aralıksız öksürüyor. Gece çocuk polikliniğine gittik hemen. Nöbetçi doktor muayene etti, hafif bir soğuk algınlığı diyerek öksürük şurubu verip eve gönderdi. Neyse ki ertesi gün kendi doktoruna 1. Ay kontrolüne götürdük. (Götürmesek ne olurdu düşünmek bile istemiyorum) Öksürük ve ateşi olduğunu söyleyince hemen muayene etti ve göğüs filmi istedi. Ciddi bişey mi diye sordum. Zatürreden şüpheleniyorum dedi. Ciğer filmi çekildi, kan tahlilleri yapıldı, kandaki oksijen oranına bakıldı. Kanda enfeksiyon var, oksijen seviyesi teklikeli derecede düşük, ciğerler berbat halde. Çocuk nefes alamıyordu resmen ve ben farkına varamadım. BEN FARKINA VARAMADIM😢 Hastanede boş oda yok. Doktor riske atamam diyerek hastanenin doğum katında oda ayarlattı. Hayatımın en zor haftasının başladığı gündü. Tam 9 gün sürdü. 4 gün hiç emmedi. 8 tane damar yolu açıldı o minik ellerine, ayaklarına. Damarları çok ince olduğu için düzgün damar bulmak çok zordu ve sürekli tıkanıp şişiyordu damar yolunun olduğu bölge. Geceleri dakikalarca durmadan öksürmekten boğazı acır, bir de ona ağlardı, Her 2 saatte 1 hava verildi. 4 saatte 1 burnu aspire edilecek diye burnuna upuzun bi boru sokularak uyandırıldı. Her uyandırıldığında canı yandı. Her uyandığında korktu. Eve döndükten sonra da çok uzun süre uykusundan sıçrayarak uyandı. Hastaneden ayrıldığımızda 200 gr vermişti ve hala tam olarak iyileşememişti. 2si iğne 1i şurup, 3 tane antibiyotik, 4 saatte 1 de hava vermeye devam ettik evde 1 hafta daha. Bu fotoğraf eve geldikten 1 gün sonra çekildi. Geldiğimiz gece kendi yatağında 6 saat deliksiz uyudu. Emzirmek için bile uyandırmaya kıyamadım 1 haftadan fazladır müdahalesiz uyuyamıyor diye ama sık sık kontrol ettim nefes alıyor mu diye. Fotoğraftaki tombik yüzü serumların etkisi. İyilesti, ama kalıcı oldu. Hala ayda en az bir kez bronşit geçiriyor. Başlangıçta farkedip ilaca başlıyoruz ilerlemeden. O yüzden sürekli tetikteyiz. Hergün bakıyorum hırıltısı var mı diye yine geç farketmemek için. Şimdikiler alerjik. Ama bu da geçecek. Bırakın akrabaları kardeşime bile anlatamamıştım bu durumu o zamanlar. Sadece beni anlayabileceğini düşündüğüm 2 arkadaşa.  Peki neden? Bunun cevabı sanırım hastanedeki hemşirelerden birinden duyduğum şu cümlede saklı: "bu çocuk benden kötü öksürüyor be, sen ver annene, artık annen baksın bu çocuğa." Bu arada ben lohusayım tabi... Benim lohusalığımın bir kısmı böyle geçti. Başka sözüm yok hakim bey. Sizin lohusalığınız nasıl geçti? Depresyona girmeyen var mi? 

İnstagram hesabim için: @novoluni

20 Temmuz 2017 Perşembe

Ek Gıda Sorunsalı

Tek çare #blw mi? Böyle de sadece meyvenin sebzenin tadına bakıyor, doktor günde en az 100 ml çorba veya püre yiyecek dedi, kaşık tutmayı beceremezken blw ile o mümkün değil. Veya emzirmemek? Aç olmalı ek besin vereceğin zaman diyorlar. Hele o memeyi verme bi... apartman inleyecek öyle bağırıyor, ağlıyor 😳uyku desen emmeden uyumuyor, hem uykusuz hem aç bırakmak gerek... ki bana göre değil eziyet etmek çocuğa yemek için. tatsız tuzsuz beğenmez tabi mi diyeceksin? Yağ ve tuz da ekliyorum. Hatta bugün kendi yemeğimin suyunu tattırayım dedim, tadına bile bakmamak için ağzını sıkı sıkı mühürledi. Geçici bir dönem midir bu? Doktor yedirmem gerektiği konusunda ısrarcı ben ise Güneş'in henüz hazır olmadığını düşünüyorum ve ona her gün birşeyler tattırmaya çalışmaya devam ederek fakat ısrarcı olmadan, üzerine gitmeden, kendimi de strese sokmadan biraz zaman tanımaktan yanayım. Katı gıdayı severek yiyen çocukların anaları, siz neler yaptınız? Ilk günden mi sevdi bebeğiniz yemeyi yoksa sizin de böyle bir dönem oldu mu? "Yiyen yiyo zaten, yemeyen de yemiyo ne yapsan da" demek doğru mu? En çok bunu merak ediyorum.

18 Temmuz 2017 Salı

Yıldönümü hikayesi



Çay kaşığı ile fotoğraf çekmişiz. Yüzüm tanınmaz halde ama inanın benim o. 😂 Bon Jovi Türkiye'ye gelmiş. Biletler ateş pahası tabi. Sürpriz yapıp almış canım ömer @omernacidemir 😍 . O gün dedim işte ben, seviyo lan seni cidden bu adam. Sevmese niye versin o kadar para dimi? 😂 bi girdik içeri jon bon  jovi abimiz karıncadan hallice🐜 sahnede kendisini görebilene aşk olsun. Allahtan kırmızı giyinmiş de öyle seçebildik kendisini. Napsın garibim ömer'in de o kadarına yetmiş parası 😂😂 kendisiyle takılıyoruz bir süredir. Çok eski değil tabi ama ne kadardır birlikteyiz kendimiz de bilmiyoruz çünkü doğaçlama başladı bizim ilişki. ilerde bir yıl dönümümüz olmayacak ya diye düşünüp o konserden birkaç gün sonra o günü seçtik kendimize, her sene o gün kutlayalım diye. O gün 18 temmuz, yani aslında bugün. Yani yıldönümü Ertesi günü basıp Antalyaya gitmiştik tatile. Şimdi? Şimdi anca
Büyükçekmece sahile iner ismail şafaktan dondurma yer geç olmadan eve döneriz 😂 çünkü #bebeklihayat

6 Temmuz 2017 Perşembe

Emerek Uyuma Hikayesi

Annelere bir sorum olacak: memede uyutma ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Kaç aya kadar yapılmalı? Ne zaman bıraktırılmalı? Ve en önemlisi nasıl degiştirilmeli bu alışkanlık? Valla ne yalan söyleyeyim, Güneş uykuya mutlu, huzurlu, güvende hissederek dalsın diye ilk aylar özellikle öyle yaptım. Ilk 3 ay zaten doktorlar bile böyle şeylere müdahale etmeyin diyor. Sonrasında ise genelde doğru bulmuyorlar ama bence ilk 6 ay müdahale edilmemeli. Ama bundan sonrası için karasız ve kafam karışık durumdayım. Bir yanım bırak uykularına huzurlu ve güvende hissederek dalmaya devam etsin, sen de bebeklik günlerinin, mis kokusunun tadını çıkar, zaten doyamayacaksın ve ilerde çok özleyeceksin diyor. Hem bence bebeklerin fiziksel ihtiyaçları kadar duygusal ihtiyaçları da koşulsuz karşılanmalı. Diğer yanım ise her uyandığında uykuya devam etmek için yeniden emmek isteyebilir ve bu da uyku problemine, sebep olur diyorlar, o yüzden artık kendi başına uykuya dalmayı öğrenmeli diyor. (Itiraf edeyim ikinci kısım pek bi hafif kalıyor) 🙃 sizce nasıl olmalı? Hissettikleriniz, okuduklarınız, duyduklarınız neler?

17 Mayıs 2017 Çarşamba

#Çocuğumuteşhiretmiyorum!

ben paylaştığım fotoğraflarla çocuğumu teşhirben paylaştığım fotoğraflarla çocuğumu teşhir mi ediyorum?
Aylardır şu fenomen annelere sataşanlara hayretle bakıyorum, defalarca da yazıp yazıp sildim bu konu ile alakalı. Ne kadar çok seveni varsa insanın o kadar da sevmeyeni, tahammül edemeyeni oluyor. Sırf diğerini kötü hissettirmek adına bel altı vuranlar, fiziksel özelliklerinden tutun da eğitimiyle, ailesiyle, el kadar bebeğiyle uğraşan yüzlerce insan var. Ne kazanıyorlar cidden bunu yaparak? Laf olsun diye sormuyorum gerçekten merak ediyorum ellerine ne geçtiğini. Ego tatmini? Başka cevap gelmiyor aklıma. Şimdi soru şu; ben bebeğimin fotoğrafını paylaşıyorsam kime ne? Ne çocuğuma ne de başka birine zararı yokken neden insanları rahatsız ediyor bu konu bu kadar? Dün gece Güneşi emzirmek için kalktım, uyuklamamak için de telefonu aldım elime. Kim olduğu belirsiz bir hesap bana malum avukatın #çocuğunuteşhiretme konusuyla ilgili yazdığı bazı postları yollamış DM olarak. Postlardan biri Amerika'da çocuklarının velayeti kendilerinden alınan bir aile ile ilgili. Darısı bizimkilerin başına gibi bir şey demiş. İlgili haberi okudum, çocuğun fotoğraflarını paylaşmak falan değil ailenin yaptığı, teşhir etmek bile değil. Resmen eziyet. Şimdi bu olayla çocuğunun fotoğrafını paylaşanı nasıl bir tutarsın sen? Insanları bu şekilde nasıl huzursuz edersin? Bir çeşit yıldırma politikası mi bu? Gece mesajları görünce oturup ağladım ve bu şekilde tacize uğrayan annelerin ne hissettiğini bir düşündüm de, çok sabırlılarmış. Sosyal medya olarak bir tek instagram aktif olarak kullanıyorum ama bu olay beni cidden tiksindirdi. Hem inadına fotoğraf paylaşasım hem de hesabı kapatıp gidesim var. Sıradan bir ig kullanıcısı olduğumu düşünürsek bir şey paylaşmam veya hesabı kapatmam pek kimsenin de umrunda olmaz ya o da ayrı mesele. Sadece bunu yaşamış tüm annelerin huzurunu kaçırmanın acısı çıkar umarım. Başka da bir şey istemem.
Ps: hakkını koruyacak çocuk arayanlar, hergün aile içinde ve okulda cinsel istismara uğrayan çocuk haberi çıkıyor,  kendilerini o çocukları korumaya, savunmaya adayabilirler. 
#internetanneleri mi ediyorum?
Aylardır şu fenomen annelere sataşanlara hayretle bakıyorum, defalarca da yazıp yazıp sildim bu konu ile alakalı. Ne kadar çok seveni varsa insanın o kadar da sevmeyeni, tahammül edemeyeni oluyor. Sırf diğerini kötü hissettirmek adına bel altı vuranlar, fiziksel özelliklerinden tutun da eğitimiyle, ailesiyle, el kadar bebeğiyle uğraşan yüzlerce insan var. Ne kazanıyorlar cidden bunu yaparak? Laf olsun diye sormuyorum gerçekten merak ediyorum ellerine ne geçtiğini. Ego tatmini? Başka cevap gelmiyor aklıma. Şimdi soru şu; ben bebeğimin fotoğrafını paylaşıyorsam kime ne? Ne çocuğuma ne de başka birine zararı yokken neden insanları rahatsız ediyor bu konu bu kadar? Dün gece Güneşi emzirmek için kalktım, uyuklamamak için de telefonu aldım elime. Kim olduğu belirsiz bir hesap bana malum avukatın #çocuğunuteşhiretme konusuyla ilgili yazdığı bazı postları yollamış DM olarak. Postlardan biri Amerika'da çocuklarının velayeti kendilerinden alınan bir aile ile ilgili. Darısı bizimkilerin başına gibi bir şey demiş. İlgili haberi okudum, çocuğun fotoğraflarını paylaşmak falan değil ailenin yaptığı, teşhir etmek bile değil. Resmen eziyet. Şimdi bu olayla çocuğunun fotoğrafını paylaşanı nasıl bir tutarsın sen? Insanları bu şekilde nasıl huzursuz edersin? Bir çeşit yıldırma politikası mi bu? Gece mesajları görünce oturup ağladım ve bu şekilde tacize uğrayan annelerin ne hissettiğini bir düşündüm de, çok sabırlılarmış. Sosyal medya olarak bir tek instagram aktif olarak kullanıyorum ama bu olay beni cidden tiksindirdi. Hem inadına fotoğraf paylaşasım hem de hesabı kapatıp gidesim var. Sıradan bir ig kullanıcısı olduğumu düşünürsek bir şey paylaşmam veya hesabı kapatmam pek kimsenin de umrunda olmaz ya o da ayrı mesele. Sadece bunu yaşamış tüm annelerin huzurunu kaçırmanın acısı çıkar umarım. Başka da bir şey istemem.
Ps: hakkını koruyacak çocuk arayanlar, hergün aile içinde ve okulda cinsel istismara uğrayan çocuk haberi çıkıyor,  kendilerini o çocukları korumaya, savunmaya adayabilirler. 
#internetanneleri

7 Mart 2017 Salı

Doğum Hikayesi

Son 10 gündür her akşam yaptığım gibi o akşam da belki bu gece doğururum diyerek duş aldım, evi topladım öyle uyudum. Sabah 6.20 de sancıyla uyandım. Önce yalancı sancılardan biri sandım ama yataktan kaldıracak kadar şiddetliydi. Ömer de farkı anlamış olacak ki sancının geldigi saati aklında tutmuş:) Sancı dindiğinde az bekledik devamı gelecek mi diye, 6 dk sonra tekrar geldi. Bir 6 dk sonra da 3. sancı. Kalktım duş aldım,giyinip makyaj bile yaptım. Sonraki 1 saat boyunca sancılar ortalama 5-6 dk ara ile gelmeye devam etti. Şiddetli, epey inletiyor fakat 45-50 saniye kadar sürüp kesiliyor ya, sonraki sancıya kadar gayet neşeliyim, gülüp oynuyorum ben, acayip mutluyum. Doğuma kadar böyle gidersem benden iyisi yok ya deyip deyip keyiflendim. Harika bir doğum hikayem olacak diye de düşündükçe daha da şenlendim. Kahvaltı da yapalım öyle çıkalım dedik ama o sıra sancılar 3-4 dk da 1 e düşünce açılma 4-5 cm olmuştur ya diye düşündüğümden ağzımıza çok acele bir şeyler atıp çıktık hemen. Evden çıkarken sancıyla uyandığımın üzerinden 2 saat geçmişti. Yani artık hastaneye gitmek için de erken değildi. Hastaneye gidince poliklinikteki kıza doğurmaya geldim ben dedim gülerek, öyle hevesliyim. Birkaç saate kızımı görecem, ben neşeli olmayayım da kimler olsun di mi? Bu arada beni yalancı çıkaracak diye mi bilmiyorum hastanede sancılar kesildi yaklaşık 1 saat (nst ye bağlı olduğum süre). doktor nst yi gördü, sancın yok dedi ama o sıra tekrar başladı sancılar. Vajinal muayene yaptı ve acilma daha 1.5 cm di! Neyin sancısı o zaman bu böyle ya diye bi moralim bozuldu tabi. Git guzel bir kahvalti yap, kahve iç ve gel tekrar nst ye bağlan dedi. Of of isimiz uzun. Neyse kahvaltıdan sonra bir nst daha ve tekrar muayene. Bingo! Sancım vardı( çok düzenli olmasa da, açılma 2 cm ve bebek de kanala yerleşmiş sonunda. Seni yollamak istemiyorum, bence yatışını yapalım çünkü bu bebek bugün doğar gibi dedi. Ben eve gitmekte ısrar edince doktorum en ufak bir problemde veya sancıların şiddetlenmesi halinde hemen hastaneye geleceğime dair kağıt imzalamamı istedi. Neyse o zaman yatış yapalım bari dedik usul usul. Dr  süreci rahat geçirmem için epidural önerdi, doğumu hızlandırmak için de suni sancı çünkü daha 2 cm açılmada ben yerlere yatacak gibi oluyordum. 10 cm e gelmesi 24 saat sürebilirdi ve bu başlangıç sancılarını bile bu denli hissetmem doktoru düşündürmüştü. Ben dayanırım sancıya, o kadar da kötü değil dedim. Hayatımda kaç kere yaşayacağım ki bu anları, her anını hissetmek, dolu dolu yaşamak istiyorum diye düşündüm. Aklımdan zorum varmış sanırım.
Odaya çıktık, hemşire giyeceğim önlüğü getirdiği sıra bi sancı daha vurdu, ben dizlerimin üzerine çöktüm nefes aldım ve sancının geçmesini bekledim. Hemşire "daha şimdiden böyle kıvranıyorsan doğum sancın başlayınca napıcan sen?" deyince bi tırsmadım değil hani. Neyse üzerimi giyindim nst ye bağlandım ve anneme haber verdim. Acele etmeyin daha akşamı bulur benim doğurmam dedim ama ben arar aramaz çıkıp geldiler. Annemin yanında bile rahat edemedim o gün. Normalde herkes yanımda olsun, hayatımın belki de en önemli gününü herkesle paylaşayım istedim hep. Aylarca herkese nasıl haber veririm, Anadolu yakasındaki kuzenlerim nasıl gelir, vaktinde yetişir mi diye düşündüm durdum ama o gün her şey değişti. Yanımda Ömer'den başka kimseyi istemedim. Ilerleyen saatlerde annemi odadan kovduğum bile doğrudur:) Anadolu yakasinda oturan ve tüm gün fotoğraf ve videolarımı çekecek olan kuzenime bile öğleden sonra haber verdim akşam doğuracağım ama sakın erkenden gelmeyin diye de tembihledim.
Öğle saatlerinde sancılar şiddetlenmeye başladı. Ooh açılma hızlandı diye seviniyordum. Annemle sohbet ediyordum, bolca yürü, hareket et dediler ya, ben odada dans bile ettim. Annem de o hallerimin bir kısmını videoya almış:) Tam 3 hafta oldu doğum yapalı ve şimdi o videolari izleyince ne kadar da rahatmışım o saatler diyorum içimden. Bu arada sık sık gelip açılma ne kadar olmuş kontrol ediliyor tabi. Saat 3 gibi yapılan kontrolde ebe hala 2 cm daha deyince neee!? diye haykırasım geldi. İnanamadım. Sancılar düzene girmişti artık, epeyce açılma olması gerekiyordu. Hani hamilelik boyunca yürüyüş yapanların doğumu daha hızlı ve kolay oluyordu? Gebeliğimin son 4 ayı düzenli yürüyüş yapmıştık, hem gebelik şekerim olduğu hem de doğum kolay olsun diye. Arkadaşlarımdan da yürüyüş sayesinde sancının başlaması ve bebeğini kucağına alması 20 dk süren, 2 saatte pat diye doğuranlar, 4-5 cm açılmaya kadar olan süreyi sancı hissetmeden geçirenler gibi ne iç rahatlatıcı hikayeler dinlemiştim halbuki meğer benimki şu "15-20 saat sancı çektim" li doğum hikayelerinden biri olacakmış. 
Sabah 6.20 de başlayan sancı öğleden sonra 3 olduğunda beni aşırı yormuştu. 48 saattir uyumuyor gibi yorgun hissediyordum kendimi. Doğum sancısı yatakta bile çekiyor olsan insanı ciddi anlamda yoruyormuş gerçekten. Artık ağrılara tahammülüm de kalmamıştı. Bu süreci mümkün olduğu kadar müdahalesiz geçirmek istiyordum ama bu kadar zorlanacağımı düşünmemiştim Baktım olacak gibi değil, kahramanlık yapmaya hiç gerek yokmuş diyerek epidural ve suni sanci aynı anda oluyor mu diye sordum ebeye. Oluyor fakat 3 cm olması lazım önce açılmanın dedi. Isyeeaaaan diye bagirmamak için zor tuttum kendimi. Belki de sancılar daha da şiddetlenmemişti, sadece ben yorgunluk ve saatler süren sancılar sonucu olan tahammülsüzlükten dolayı dayanamadım bilmiyorum ama sinirim de bozulmaya başladı. O sıra doktorum kontrole geldi. "Dayanamıyorum artık epidural istedim ama 3 cm olması gerekiyormuş" dedim. Halime acımış olacak ki hayır hayır hemen yapsınlar dedi.
Bir ara suyum geldi ve Güneş hanımın kaka yaptığı anlaşıldı. Stres yaptık tabi bunu duyunca. Hemen nst ye bağlandım. Kalp atışları sürekli olarak düşüyordu, e sancı geldikçe fena oluyorum bebek de strese giriyor tabi. Ömer'in hatırlatmaları ile düzgün nefes aldığımda kalp atışları düzeliyor, ben acıdan nefesi falan unutunca yine düşüyordu.
Epiduraldan hemen önceki kontrolde açılma da 3 cm olmuştu nihayet. Epidural yapıldı rahatladım. Suni sancı da istedim, bir an önce doğurayım artık gücüm kalmadı dedim. Doktor yapmadı, bu sancıları zor geçiriyorsun, ona dayanamazsın dedi. (Bu bilgiyi Ömer'den aldım zira ben hiç hatırlamıyorum doktorun öyle söylediğini) İyi ki de yapmamış ama. 
Ilk doz epiduraldan kısa süre sonra  açılma epey hızlandı. 2. dozu hemen arkasından yaptılar. Bu noktadan sonra zaman kavramını resmen yitirdim. Bir süre dinlendim. Herkes uyu dese de ben sarhoş gibi uzandığım yerden annemle sohbet falan ettim. Açılma 5 cm olduğunda sancıları yeniden hissetmeye başladım, bir doz daha yaptılar ama hiiiç etkisi olmamış gibiydi. Uyuşma var, bacaklarımı falan hissetmiyorum ama acayip bi ağrı, sancı. Öyle böyle değil. Dakika başı ebe gelip kontrol ediyor durum ne diye. Kontrollerden birinde ebe açılmayı kontrol ederken  "dayanamıyorum artık, tahammülüm kalmadı ağrıya, yapamayacam ben, sezeryan yapın alın şunu içimden artık" diyerek acıdan ağladığımı hatırlıyorum. 8 cm olmuşsun, olmaz artık falan diye bir şeyler geveledi ebe. Bir doz daha epidural yapıldı fakat bacaklar yine uyuşuk ağrı yine devam. O sırada saat kaç bilmiyorum. Kısa süre sonra tekrar geldi, yarım saat sonra doğurmuş olacaksın az daha dayan dedi ve gittiii.  Yarım saat mi? Her dakika bana yarım saat gibi geliyor zaten. O saatlerde hislerim tam olarak şu şekilde: Bir daha çocuk falan yapmammmm ne berbat bişey bu doğum. Hayatımın en kötü günü bu vs vs... Halbuki doğum sancılarını çok sakin karşılayacaktım, kızıma kavuşuyorum falan diye kendimi sakinleştirecektim güya 🙄 kız falan aklıma gelmedi "ne olursa olsun bitsin artık şu ağrı" aklımdan geçen tek şeydi. Doğum hiç gözümü korkutmazdı benim hamileyken, meğer çok küçümsemişim kendisini😂
Neyse doğumhaneye aldılar beni, sarhoş gibiyim kafamı zor ayakta tutuyorum, her şey bulanık. Zaten tekerlekli sandalyeye zor oturttular, bacaklar felç epiduralden. Çatala yatırdılar beni. Ömer nerde falan diye söylenmeye başladım. Doktorum daha gelmemiş. Birden epidural yüzünden ıkınamayacağım geliyor aklıma. Evet, sancılar şiddetlendiğinden beri Güneş aklıma ilk kez geldi 🙈 Bu arada nst hala bağlı, doğum bitene kadar da bağlı kaldı. Neyse Ömer geldi, doktor geldi. Bu kısım  cidden cok puslu,.bana ıkın dediler, denedim ama mümkün değil hissetmiyorum hiçbir şey. Karnımdaki ağrı dışında felcim resmen. Çok güzel ıkınıyorsun ama yeterli değil, ebe yardımcı olacak dedi doktor ve ardından ebe resmen üzerime çıktı dirseği ile, doğum sancısı yetmiyor bir de dirsek sancısı çekiyorum. Ikınırken bir de ebenin ağırlığı ile nefesim kesildi. Sanırım toplamda 3 kez ıkındım (ıkınmaya çalıştım) ve o sıra bi bebek ciyaklaması duydum ki Ömer eğilip "sapsarı saçları var" dedi. Baya bi sevinçli geliyordu sesi. Kafamı kaldırıp baktım ama sadece bacakları görebildim. O sıra hemen kesmeyin dediğimi hatırlıyorum. O durumda nasıl hatırladıysam artık:) Doktorla kordon kanı meselesini daha önce konuşmayı neden akıl edemedim hiç bilmiyorum ama birkaç dakika daha geç kesmiş olmasını isterdim. Neyse ne zaman söyledim net hatırlamıyorum ama ebeye hemen göğsüme koyun demiştim. 2 dk kadar sonra koydular göğsüme. Ahh🙏 nasıl güzeldi. Titredim iliklerime kadar. Ama o anı fazla uzatmadılar tabi aldılar Güneş'i. Emzirmek de aklima gelmedi o an. O sırada fotoğraf çekmişler poz bile vermişim ama hiç hatırlamıyorum. Fotoğrafı görünce epey şaşırmıştım.
Herşey bittiğinde kusmaya ve titremeye başladım. Kendimi çok kötü hissettim hiç öyle mutlu falan değildim. Bacaklarım tamamen uyuşuk 3 kişi zor kaldırıp koydu beni sandalyeye. Titreme odaya gidene kadar da geçmedi. Neyse her şey bitmişti. Ağrı kesicilerin gözünü seveyim ya. Ağrı eşiğim öyle düşükmüş ki epidural yapılmamış olsa kesin doğum sırasında bayılırmışım, epidurali yapan şahıs söyledi bunu. Ben de kendimi acıya dayanıklı zannederdim 🙄😂 bir hikayenin daha sonuna geldik:). En kısa şekilde yazmaya çalıştım. Cümleten geçmiş olsun:)

Fotoğraflar için instagram hesabım: https://www.instagram.com/novoluni/  (@novoluni)