reklam

23 Kasım 2016 Çarşamba

Meğer Hamilelik Boşuna 9 Ay Değilmiş!

Hamileliğin 9 ay sürmesi boşuna değil. Evet, bebeğin anne rahmi dışında yaşamını sürdürebilecek hale gelmesi 9 ay sürüyor fakat bence tek sebebi bu değil. Bu başlarda hiç bitmeyecek gibi gelen 9 ay kadını da anneliğe hazırlıyor. Sadece fiziksel anlamda değil, ruhen de bir kadının hazır olması ancak o kadar zamanda mümkün oluyor sanırım. Gebeliğin ilk ayları zaten hamilelik haline alışmaya çalışmakla geçiyor. Kendini ne kadar hazır da hissetse, anne olmayı ne kadar çok istese de bebeğin varlığını öğrendiği zaman içinden de olsa gerçekten buna hazır olup olmadığını sorgulamayan var mı merak ediyorum.

Gebeliğimin ilk aylarında yaşadım ben bunu. "Okulu bitirmeyi mi bekleseydim?" Acele mi ettim?" "Doğru bir zamanda mi oldu?" "Ya duygusal olarak altından kalkamazsam bu yükün?"... gibi bir ton soru vardı aklımda. Belki şaka zannedersiniz ama ilk aylarda ciddi anlamda günün büyük bir kısmında hamile olduğumu unutuyordum. Ne kadar çok istemiş olsam da bedenimde bir insan büyüdüğü fikrini benimsemem epey vakit aldı. 
İkinci trimesterda hamile olduğumu daha az unutur oldum, biraz daha alıştım varlığına fakat hala benimseyememiştim. Sosyal medyada daha karnı küçücükken "minik mucizesine" aşık olan, ona şarkılar söyleyip duygusallaşan anne adaylarını gördükçe ya onlar abartıyor yada herhalde ben çok öküzüm ve annelik içgüdülerim yeterince kuvvetli değil diye düşündüğümü hatırlıyorum. Çocukları olan arkadaşlarıma "ben hala sahiplenemedim, içimde böyle tarif ettikleri gibi bir sevgi yok, benimseyemedim, kendimi anne gibi veya anne olacakmış gibi hissetmiyorum, o dedikleri çılgınca sevgiyi ben hala hissedemedim, normal mi?" bu diye sordum. Onu, insanların tarif ettiği o akıl almaz aşkla sevemeyeceğim düşüncesi belirdi kafamda. Arkadaşlarımın verdiği cevap ise hep "daha önce yaşamadığın için nasıl bir duygu olduğunu bilmiyorsun, hissettiğin gayet normal, kucağına aldığın an değişiyor her şey" oldu. 
Meğer tam olarak öyle değilmiş o. Meğer 3. trimesterın sonlarına doğru öyle bir benimseniyormuş ki, inanın aklım almıyor şuan hissettiklerimi. 6 aylık gebeyken "amaaan bebek var işte karnimda, doğunca göreceğiz nasıl olsa kendisini derken, son haftalarda kendini tarif edemediğin duygular içinde bulabiliyormuşsun. Sanki yıllardır tanıyormuşsun da uzak kalmışsın, öyle bir hasret oluyor içinde. Elinde olsa içine içine sokarak sarılmak istiyormuşsun. Yumuşak saç telleri için, belki dünyaya düştükten hemen sonra yüzünde belli belirsiz olusacak bir tebessüm için bile dünyayı yakabilecek güce sahipmişsin gibi hissediyormuşsun meğer. Minik ayaklarını, ellerini düşündükçe için eriyormuş, kafayı yiyecek gibi oluyormuşsun. Ona banyo yaptırdığın anları hayal ederken buluyormuşsun kendini. Sonra bir battaniyeye sarıp kucağına aldığında meme aramaya başlayışını, emzirirken ona sadece sütünü değil, her şeyini vermek istediğini hissediyormuşsun. Dünya orada dursun istiyormuşsun. Hayatımda hiç bu kadar farklı bir şey hissedeceğim aklıma gelmemişti. "Annelik kutsal" "evlat sevgisi başla şeye benzemez" laflarını çocukluktan başlarsınız duymaya. Klişeleşmiştir artık. Görmek, yaşanılana şahit olmak başka, yaşamak çok başkaymış meğer. 
Hamilelik


Arkadaşlarıma bu hislerimden bahsettiğimde "daha dur sen, bir doğsun, o zaman göreceksin asıl" diyorlar. Eminim çok daha farklı olur, ama şimdiden o anı düşününce ağlamamak için zor tutuyorum kendimi. Yıllardır özlemini çektiğim şeymiş meğer bu, ama haberim yokmuş. Öyle derinden hissediyorum ki bunu, daha nasıl tarif ederim bilmiyorum.
Benim bunları hissetmem için 8 ayı doldurmam gerekiyormuş demek ki. Kimi doğuma kadar hissetmez, kimi daha bebeği susam tanesi kadarken hisseder, bilemem. Ama bence bu hisler artık anneliğe hazır olduğunun gerçek kanıtı. Şu saatten sonra da minik susamına şarkılar söyleyen, aşkla yanıp tutuşan anne adaylarına garipseyen gözlerle bakmayacağım, izci sözü:) 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder