reklam

12 Ocak 2016 Salı

Meslek Hikayesi


Tekrardan selamlar. Uzun zamandır yazasım vardı fakat ne yazacağım hakkında hiçbir fikrim olmadığı için elime almadım laptopu. Elime aldığım anda ne yazacağıma karar vereceğimi bilsem çok önce davranırdım elbet...
Konuya girişi biraz kendinden bahsederek yapacağım. Liseden 2003 yılında mezun olduğumda hiçbir amacım hedefim yoktu. En büyük handikabım da bu sanırım benim. Hiçbir zaman tam olarak ne istediğimi bilmedim. üniversite sınavını sonucum ile 2 sene açıkta kalıp bir okula giremedikten sonra 3. sene şehir dışında bir üniversiteye gitmeye karar vererek Mimari ve Dekoratif Sanatlar isimli ön lisans programına kayıt yaptırdım. Kararım çok uzun ömürlü olmadı çünkü bölüm adının tersine pek de gelecek vaadi olmayan bir bölümmüş. Bir dönem dayanabildim sevmediğim bir şehirde kalmaya ve yarı yıl tatilinde eve kesin dönüş yaptım. Aradan büyük çoğunluğunu işsiz veya idareten çalıştığım işlerle geçirdiğim hedefsiz, amaçsız bir 3 yıl daha geçtikten sonra arkadaşların ısrarı ile Öss'ye (o zamanlar Öss idi, şimdi ygs/lys) bir kez daha girdim ve Uygulamalı İngilizce ve Çevirmenlik ön lisans programına kayıt yaptırdım bu sefer. Nedense hayatımda yapmaktan en çok zevk alacağım şeyi bulduğumu ve işsiz. dahası amaçsız kalmayacağımı hissetmiştim üniversite tercihimi yaparken. Lakin öyle olmadı. Birinci yılı bölüm birincisi olarak bitirdim. İkinci sene de ilk 3 içindeydim fakat kaçıncı oldum çok da bakmadım açıkçası. Dgs ile İngiliz Dili ve Edebiyatı, İngilizce öğretmenliği, çeviri bilim, dilbilim ve mütercim tercümanlık bölümlerine geçiş yapabilecekken ve hatta bölümde Dgs'ye giren 35 kişinin 33 şuan lisans bölümlerini okurken ben hala ne iş yapacağıma karar veremediğim için kendimi yargılamaya başladım.
Yazının tam bu noktasında bir çeviri akademisinden mail geldi. Ücretinin çok yüksek olması ve bana toplu taşıma ile 2.5 saat mesafede olması sebebiyle artık olasılık dışı tuttuğum akademiye, geçen ay yaptığım başvuruma cevap olarak gelen maile yanıt vermemiştim. Kendime güvensizliğim ve içinde bir damla olsun çalışma azmi olmayışı yine sonsuz tembellik döngüme sürüklemişti beni. Bahsettiğim akademi ücretli fakat eğer kısa bir süre içinde (belki de sadece bana göre kısa) çok iyi bir iş gücü sergileyip 65bin kelime çeviri yaparsam herhangi bir ücret ödemeyeceğim ve sonrasında da yaptığım çevirilerle para kazanabileceğim. Her neyse, benden katılıp isteyip istemediğimi belirtmemi bekliyorlar. Kararımı ve gelişmeleri bir sonraki yazımda paylaşırım.
26 Temmuz'da Dgs var, muhtemelen yine o sıralarda akademinin sınavı olur (yılda 14 kişi kabul ediyorlar) sanırım artık düşünmeyi bırakıp çalışmaya başlamamın zamanı 17265372. kez geldi. 29 yaşıma gireceğim hala kendimi tanıyamadım ve ne istediğimi bilmiyorum.

Bu yazımı 7 ay önce başka bir blogta paylaşmıştım. Aradam 7 ay geçti ve tabi ki hayatımda; fikirlerimde ve hisettiklerimde değişen şeyler oldu. yazının devamını, 7 ayda neler oldu bitti onu da yazıyorum. Kısa süre sonra yayında.

Bu arada sabredip okuyan varsa gerçekten teşekkür ederim:)

1 yorum:

  1. Yazınızı okudum ve devamını da hemen okuyacağım. Neler yaptığınızı merak ettim.

    YanıtlaSil